Bir yazılımı başka bir pazara taşımak, ekrandaki kelimeleri çevirmekten çok daha fazlasıdır. Tarih ve sayı biçimleri, para birimleri, dilin kendi kuralları ve kullanıcının beklentileri değişir; arayüz de bu değişime uyum sağlamak zorundadır. Yazılım yerelleştirme, bir ürünün hedef pazarda o pazar için geliştirilmiş gibi görünmesini ve çalışmasını sağlar. Aşağıda yazılım yerelleştirmenin çeviriden farkını, Türkçeye özgü zorlukları ve sürecin nasıl işlediğini bulacaksınız.
Çeviri metnin anlamını aktarır; yerelleştirme ise ürünün tamamını hedef pazara uyarlar. Tarih ve saat biçimleri, sayılarda ondalık ve binlik ayırıcılar, para birimi gösterimi, adres ve telefon formatları, ölçü birimleri gibi ayrıntılar da bu uyarlamanın parçasıdır. Bu tür yerel veriler için yazılım dünyasında yaygın bir kaynak olan Unicode CLDR kullanılır.
Yerelleştirmenin sağlıklı ilerleyebilmesi için yazılımın baştan buna uygun geliştirilmiş olması gerekir. Buna uluslararasılaştırma (internationalization, kısaca i18n) denir: metinlerin koddan ayrılması, farklı karakter setlerinin desteklenmesi, arayüzün uzayan metinlere uyum sağlaması gibi. İyi uluslararasılaştırılmış bir yazılım, yeni bir dile çok daha hızlı ve hatasız taşınır.
Türkçe, yazılım yerelleştirmede kendine özgü sorunlar çıkaran dillerden biridir. En bilineni “i” harfidir: Türkçede küçük “i” harfinin büyüğü “İ”, büyük “I” harfinin küçüğü ise “ı”dır. Büyük-küçük harf dönüşümünü İngilizce kurallarına göre yapan bir yazılım, “istanbul” kelimesini “ISTANBUL” olarak yazar; bu da arama, sıralama ve giriş doğrulama gibi işlevlerde hatalara yol açar.
İkinci zorluk çoğul yapısıdır. Türkçede sayıdan sonra isim tekil kalır; İngilizcedeki “3 files” ifadesi Türkçede “3 dosyalar” değil, “3 dosya” olur. Çoğul kurallarını hesaba katmayan bir yazılım ya da çeviri, arayüzde kulağı tırmalayan ifadeler üretir.
Üçüncüsü cümle birleştirmedir. Yazılımda cümleler çoğu zaman parçaların birleştirilmesiyle kurulur; örneğin “Delete” kelimesi, bir dosya adı ve soru işareti yan yana getirilir. İngilizcede işleyen bu yapı, fiilin sona geldiği ve ekin kelimenin sesine göre değiştiği Türkçede (“dosyayı”, “klasörü”) çoğu zaman bozulur. Bu tür sorunların çeviri aşamasında değil, geliştirme aşamasında çözülmesi gerekir.
Arayüz metinleri kısa, alan sınırlı ve bağlama bağımlıdır. Bir düğme etiketi hedef dilde uzadığında ekrana sığmayabilir ya da kesilebilir. Metinlerin içindeki değişkenler, yani yazılımın çalışırken doldurduğu {0} veya %s gibi yer tutucular, çeviride eksiksiz korunmalıdır; aksi hâlde uygulama hata verebilir.
En büyük sorun ise bağlam eksikliğidir. Çevirmene yalnızca “Open” kelimesi gönderildiğinde, bunun bir düğmedeki “Aç” komutu mu, yoksa bir durumu bildiren “Açık” ifadesi mi olduğu anlaşılmaz. Bu nedenle ekran görüntüleri, açıklamalar ve karakter sınırı bilgisi çevirinin kalitesini doğrudan belirler.
Türkiye’de Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Yönetmeliği, tüketiciye sunulan ve yönetmelik kapsamındaki malların kullanıcı arayüzünde yer alan yazılı, sesli ve görüntülü ifadelerin Türkçe olmasını zorunlu kılar. Ekranlı ev aletlerinden akıllı cihazlara kadar arayüzü olan ürünlerin Türk pazarına sunulmasında, yazılım yerelleştirme bu nedenle yasal bir gerekliliktir.
Yazılım yerelleştirme yalnızca arayüzle sınırlı değildir. Yardım merkezleri, bilgi bankası makaleleri, sürüm notları, uygulama içi mesajlar, bildirim e-postaları ve eğitim içerikleri de kullanıcının ürünle kurduğu ilişkinin parçasıdır. Arayüzde bir işlevin adı neyse, yardım içeriğinde de aynı ad kullanılmalıdır; aksi hâlde kullanıcı anlattığınız menüyü ekranda bulamaz.
Sık güncellenen yazılımlarda yerelleştirme de sürekli bir süreç hâline gelir. Her sürümde yalnızca yeni ve değişen metinler çevrilir; çeviri belleği ve terim sözlüğü, sürümler arasında tutarlılığı korur.
Yazılım metinleri JSON, XML, .resx, .strings, .po gibi dosyalarda ya da yerelleştirme için geliştirilmiş XLIFF gibi değişim formatlarında gelir. Çevirinin bu dosyaların yapısını, etiketlerini ve kodlamasını bozmadan teslim edilmesi gerekir; tek bir eksik tırnak işareti bile bir derlemeyi durdurabilir.
Çeviriye başlamadan önce sözde yerelleştirme (pseudo-localization) testi yapmak da iyi bir uygulamadır. Bu testte metinler yapay olarak uzatılır ve özel karakterlerle değiştirilir; böylece koda gömülü kalmış çevrilemeyen metinler ve taşma sorunları, gerçek çeviri başlamadan ortaya çıkar.
Çevrilmiş bir yazılımın gerçek ortamda kontrol edilmesi, sürecin son ve en belirleyici adımıdır. Dilsel testte metinler ekranda, bağlamı içinde okunur ve anlam, üslup ve tutarlılık denetlenir. İşlevsel testte ise kesilen metinler, üst üste binen öğeler, bozuk karakterler ve yanlış biçimlendirilmiş tarih ya da sayılar aranır. Oyun sektöründe benzer bir yöntemle yürüttüğümüz testler için Oyun Testi Hizmetleri sayfamıza göz atabilirsiniz.
Yazılım yerelleştirmede en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır: metinleri bağlamsız çevirmek; değişkenleri ve etiketleri bozmak; karakter sınırını gözetmemek; Türkçe “i” ve çoğul kurallarını hesaba katmamak; birleştirilmiş cümleleri olduğu gibi çevirmek; arayüzde ve yardım içeriğinde aynı işleve farklı adlar vermek; test aşamasını atlayıp çeviriyi doğrudan yayına almak.
Web sitelerinin ve oyunların yerelleştirilmesi için Web Site Yerelleştirme ve Oyun Yerelleştirme sayfalarımıza, mobil uygulamalar için ise Mobil Uygulama Yerelleştirme Hizmetleri başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz. Mobilya aksesuarları sektörünün devlerinden biri için mobil uygulamalar dahil tüm içeriği dokuz dilde yerelleştirdik; ayrıntılar Teknik Çeviri sayfamızda.
Otuz yılı aşkın deneyimiyle Mirora, ISO 9001 belgeli ve ISO 17100 ile uyumlu iş akışıyla teknik çeviri projelerini alan uzmanı çevirmenler, bağımsız editörler ve sektörde yaygın CAT araçlarıyla yürütür.
Çeviri metnin anlamını aktarır; yerelleştirme ise tarih, sayı ve para birimi biçimlerinden arayüz düzenine kadar ürünün tamamını hedef pazara uyarlar.
En bilinenleri “i/İ” ve “ı/I” harflerinin büyük-küçük harf dönüşümü, sayıdan sonra tekil kullanılan isimler ve fiilin sona geldiği yapı nedeniyle bozulan birleştirilmiş cümlelerdir.
Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Yönetmeliği, tüketiciye sunulan ve yönetmelik kapsamındaki malların kullanıcı arayüzündeki yazılı, sesli ve görüntülü ifadelerin Türkçe olmasını zorunlu kılar.
Tek başına gönderilen bir kelime birden fazla anlama gelebilir; örneğin “Open” hem “Aç” hem “Açık” olabilir. Ekran görüntüleri ve açıklamalar doğru çeviriyi mümkün kılar.
Metinlerin yapay olarak uzatılıp özel karakterlerle değiştirildiği bir ön testtir. Koda gömülü kalmış metinleri ve taşma sorunlarını gerçek çeviri başlamadan ortaya çıkarır.
Her sürümde yalnızca yeni ve değişen metinler çevrilir. Çeviri belleği ve terim sözlüğü, sürümler arasında tutarlılığı korur.
Size dönüş yapabilmemiz için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz.

Mirora olarak web sitemizin doğru çalışmasını sağlamak, kullanıcı deneyimini geliştirmek, site performansını analiz etmek ve hizmetlerimizi iyileştirmek amacıyla çerezlerden yararlanıyoruz. Tercihlerinize göre zorunlu olmayan çerezleri kabul edebilir veya reddedebilirsiniz. Çerez tercihlerinizi daha sonra dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.