...
Kurtce Ceviri

“Diller hiçbir zaman ölmezler, tehlike anlarında en yakınlarına sığınırlar.” Umberto Eco’nun sözleriyle başlayan bu makale Kürtçe çeviri kavramından çok bir dilin bir toplumu var etmesini ve gene aynı toplumun yok oluşunu konu alıyor. Türkçeden Kürtçeye bir yolculuk oldukça uzun ve yorucu çünkü içinde insanlığa, hayata, topluma, ulusa, dile, çeviriye dair birçok konu barındırıyor. Bunun bir nedeni Kürtlerin yıllarca çok parçalı bir bölgede baskı altında yaşamalarının yanı sıra “sınırlar”. Coğrafi sınırlar sadece ülkeleri değil aynı zamanda insanları, dilleri de birbirinden ayırıyor, başkalaştırıyor. Bir toplumun kendi edebiyatını da yaratabilmesi işte bu sınırlar çerçevesinde gelişiyor, maalesef. Pekâlâ, çevirinin bu noktada bir işlevi olabilir mi? Çeviriyle adeta bir denizi yarar gibi sınırların ötesine geçebilir miyiz? Bu makalede bu soruları Kürtçe çeviri konusunun Türkiye’deki tarihsel sürecini de aralayarak yanıtlamaya çalışacağız, Rûken Bağdu da yoldaşımız olacak.

Kürtçe eserler 19. yüzyılda çeviriyle tanışmış. Türkiye’de de çeviri olgusu bu dönemde ortaya çıkıyor, bu bağlamda Türkçeyle Kürtçenin tarihsel bir benzerliği var. Bu bilgiye ek olarak Ergin Öpengin’in kaleme aldığı bir makaleye göre 1825 yılına uzanan Kürtçe bir İncil çevirisi de mevcut fakat Kürtçe ve Kürtçe çeviri konusu o kadar bulanık ki bu konuyu temellendirmek neredeyse imkânsız. Zaman zaman alevlenen çeviri olgusu Kürtçe edebiyat dünyasında ilk olarak Türkiye’de en çok bilinen iki lehçe Kurmancî ve Kirmanckî (Zazakî) yönünde yapılan çevirilerle hayat bulmuş. Fakat her ne kadar edebiyatın ve dilin çeviriyle zenginleştirilmesi çabalansa da Kürtçe bir köşede sıkışıp kalmış bir dil. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Kürtçenin yasaklanması, o dönem Türkiye’de yaşayan Kürtler açısından da derinlemesine düşünülmesi gereken bir konu. Hatta 1924’te Kürtçe yayıncılık da tamamen yasaklanmış Türkiye’de. Bu baskılardan dolayı Kürtçe de çeviriyle hayat bulma yolculuğuna başlıyor işte bu dönemde. Fakat Kürtçe 1980’lerden sonra bir nefes alıyor ve İsveç’e yerleşen Kürtler, Kürtçe dergiler, kitaplar yayımlıyor ve en azından İsveç’teki okullarda Kürtçe öğretilmeye başlanıyor. Bu dönem Kürtçe açısından gerçekten bir dönüm noktası. Fakat zamanında getirilen yasaklamalardan büyük darbeler almış durumda bu dil ve toplum. Cumhuriyet döneminde Türkiye’de yaşayan Kürt yazarlar yasaklardan dolayı Türkçe kaleme almak durumunda kaldılar eserlerini. Baktiyar Ali’nin 2016 yılında İngilizceye kazandırılan I Stared at the Night of the City eseri buna bir örnektir. Zaman zaman dünya edebiyatının da buradan mı doğduğunu düşünüyoruz; bu sınırların yarattığı dünyalar çeviriyle başka dillerde hayat bulup, evrenselleştirilmeye mi çalışıldı?

Cumhuriyet döneminde Kürt asıllı Türk yazarların (Yaşar Kemal, Cemal Süreya, Murathan Mungan, Ayhan Geçgin, Mehtap Ceyran gibi) kitapları Kürtçeye çevriliyor ama asıl ilginç olan nokta bu yazarların iki dilli olduğunun düşünülmesi çünkü ya bu yazarlar Kürtçeyi hiç bilmiyor, bu dili sonradan öğreniyor ya da bu dilde eser üretecek alt yapıya sahip değiller. Rûken Bağdu’nun Kürtçeye çevirip kazandırdığı Murathan Mungan da Kürt asıllı olmasına karşın Kürtçe bilmeyen bir şair. Murathan Mungan’ın şiirleri ilk kez Li Rojhilatê Dilê Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996’da Rûken Bağdu’nun çevirisiyle Kürtçede kitaplaştırılmış. Bağdu’yla bu çeviri eseri üzerine yapılan bir röportajda dillerin içindeki sınırları konu alması ilgimizi çekti. Bağdu, Mungan’ın şiirinde karşılaştığı bir dizede “hatıra defteri” imgesinin Kürtçeye tam oturmadığından bahsediyor: “Kim Kürtçe hatıra defteri tuttu ki ya da tutabildi ki yansıması olsun” diyor ve bir yandan da sitem ediyor. Düşüncelerimiz o kadar sınırlara hapsolmuş ki, çeviri olgusunu da öyle görüyoruz. Temellendirmiyoruz düşüncelerimizi, nedenlere bakmıyor, sorgulamıyor sadece kelimelere odaklanıyoruz.

Bu makalede uzanmaya çalıştığımız konular keşke pencereler gibi açılsa dünden bugüne ya da en azından aralansa. İşte o zaman Kürtçe çeviri eserlerin dünya edebiyatının oluşturduğu sistemde yer alma çabası üzerine konuşabilir, işte o zaman bu makalede söz ettiğim yazarların kendi dillerini kullanamamalarının getirdiği dildeki gerilemeyi tartışabiliriz. Öncelikle öteyi görmeden geçmişe bir dönüp bakmalı, Kürtçe çeviri konusundan önce dilin politikleştirilmesini konuşmalıyız.

Blog

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Bilgilendirilmiş Onam Formu Çevirisinde Doğruluk, Anlaşılabilirlik ve Katılımcıların Bilgilendirilmesi Çeviri

Bilgilendirilmiş Onam Formu Çevirisinde Doğruluk, Anlaşılabilirlik ve Katılımcıların Bilgilendirilmesi

Bilgilendirilmiş onam formu, bir kişinin klinik araştırmaya katılmayı kabul ettiğini belgelemekten daha fazlasını amaçlar. Katılım kararı verebilmesi için ihtiyaç duyduğu bilgileri sunar. Araştırma farklı dilleri konuşan katılımcıları kapsıyorsa bu bilgilerin çevirilerde de doğru, anlaşılır ve tutarlı olması gerekir.

Devamını oku
Klinik Araştırma Çevirisi: Sponsorlar ve CRO’lar İçin Pratik Kontrol Listesi Çeviri

Klinik Araştırma Çevirisi: Sponsorlar ve CRO’lar İçin Pratik Kontrol Listesi

Klinik araştırmalarda belgeler, çalışmanın başlangıcından tamamlanmasına kadar çoğu zaman değişikliğe uğrar. Protokoller güncellenir, katılımcılara yönelik materyaller yenilenir ve araştırmanın yürütüldüğü ülkelerin gereklilikleri dikkate alınır. Birden fazla dil söz konusu olduğunda, tek bir değişiklik bile farklı belgeleri, ekipleri ve başvuru süreçlerini etkileyebilir.

Devamını oku
Turizm, Sağlık ve Hizmet Sektörlerinde Profesyonel Çeviri Çeviri

Turizm, Sağlık ve Hizmet Sektörlerinde Profesyonel Çeviri

İptal koşullarını anlamaya çalışan bir otel misafirinin, bir işleme hazırlanan hastanın ve hizmet sözleşmesini inceleyen müşterinin ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Ancak üçünün de ortak bir beklentisi vardır: Anlayabilecekleri ve gerektiğinde uygulayabilecekleri bilgilere ulaşmak. Bu bilgiler farklı dillere aktarıldığında yalnızca doğruluk yeterli olmaz. Kullanılan dilin hedef kitleye, içeriğin amacına ve bağlama da uygun olması gerekir.

Devamını oku
Yapay Zeka Destekli Çeviride İnsan Uzmanlığının Önemi Çeviri

Yapay Zeka Destekli Çeviride İnsan Uzmanlığının Önemi

Birden fazla dilde içerik yayımlayan şirketlerin ortak bir sorunu var: Hızlı hareket ederken doğruluğu, anlaşılır bir anlatımı ve marka dilindeki tutarlılığı korumak. Yapay zeka destekli çeviri, yüksek hacimli işlerin yönetilmesini kolaylaştırabilir. Ancak hangi içeriklerde kullanılacağına, çevirileri kimin gözden geçireceğine ve ne zaman farklı bir yöntem izleneceğine bilinçli şekilde karar verilmesi gerekir.

Devamını oku

Yorumlar kapalı